şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şiir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2021 Salı

İbreti Alem İçinde.

 


    İbreti Alem İçinde

 


Hayat beni okudu dedi ben kendimi okudum

Hayat gönülleri doku dedi ben kendimle oldum

Bu bir tezat ne zaman anladım bilmem amma

İbreti alem içinde kendimi kaybettim şimdi buldum

 

Bir bakayım dedim geride bende neler kaldı

Oysa beni benden alan bende neyim varsa aldı

Elimde bomboş düşlerimle hayallerim böyle kaldı

İbreti alem içinde kendimi kaybettim şimdi buldum

 

Uzandım aldım benden ayrı kalanları tozlu raftan

Çıkardım üstündeki o renkli ipekli kaftanı o andan

Önce Rabbim kendisini buldurttu sonra beni o an

İbreti alem içinde kendimi kaybettim şimdi buldum

Mehmet Aluç


30 Ağustos 2017 Çarşamba

Hüsran Şehrindeki Meçhuller Mezarlığındayım



Ben sana değil kaldırımlara küstüm
Adına Arnavut kaldırımları dedikleri
Arnavut gibi inatçı olduğunu düşündüğüm
Hatta Arnavut biberi gibi acı olan gözde yaş akıtan
Tam ismine layık evet evet tam ismine layık
Her yürüdüğümde yerlere sensiz düşerim
Sen giderken seni düşürmedi kucağıma
İzin verdi gitmene beni soluksuz akşamlara taşıdı
Takılmadı ayaklarına kaldırımlar bir çalı gibi bir diken gibi batmadı ayağına
Yere düşürürken kanatmadı o bal dudaklarını
Kanatmadı o pamuk avuç içlerini
Yüreğimin kanmasına izin verdi
Bense şimdi her kaldırımda yürürken düşüyorum
Üşüyorum ısıtmıyor güneş beni senin gibi

Gözlerimde seherin sabahı doğar akşamlarım olmaz
Sabahın seherinde eser rüzgârlar üşürüm
Gözlerime uykularım dolmadı firar ettiler sen gibi
Ben sana değil kaldırımlara küskünüm ondan üzgünüm
Biliyorum küskün olmam kaldırıma bir zarar vermeyecek
Ama o kızgınlığım firar ederek gitmeni unutturacak diye umuyordum
Ama olmuyor her saniye yüreğime saplanıyorsun
O firari bakışlarınla
Kaldırımlar yollarım güneşim gündüzüm sözlerim olmuş lal
Sığamıyorum ne hasret ne de vuslat gel bende diyor kal
Özlemin beni çekiyor istemsizce uçurumlara
Bağlamışım ayağıma koca bir kaya sürüklenmemek için peşinde
Takılmadı ayaklarına kaldırımlar bir çalı gibi bir diken gibi batmadı ayağına
Yere düşürürken kanatmadı o bal dudaklarını
Kanatmadı o pamuk avuç içlerini
Yüreğimin kanmasına izin verdi
Bense şimdi her kaldırımda yürürken düşüyorum
Üşüyorum ısıtmıyor güneş beni senin gibi

Geride kalanları arıyorum her yer bomboş
Gönlüm diyor delicesine koş
Adım atacak dermanım mı var
Kırılmış ayaklarım kollarım bir umudum var sağlam dipdiri
Yıkarken gönlümdeki kiri biran alıyorum nefes
Ondan sonra sıkışıyor bu sinemdeki kafes saklanıyorum
Saklanıyorum aydınlıkta karanlığa koşuyorum
Belki seni karanlığında bulmayı umuyorum
Ama kayboluyorum kayboldukça unutuyorum seviniyorum
Artık ne yürüyeceğim önümde kaldırımlar var
Ne de bir dünya var
Karanlığım var
Ayağıma bağladım kocaman kaya ve ağırlığı var
Takılmadı ayaklarına kaldırımlar bir çalı gibi bir diken gibi batmadı ayağına
Yere düşürürken kanatmadı o bal dudaklarını
Kanatmadı o pamuk avuç içlerini
Yüreğimin kanmasına izin verdi
Bense şimdi her kaldırımda yürürken düşüyorum
Üşüyorum ısıtmıyor güneş beni senin gibi

Gidenler dönmez biliyorum
Ama bir teselli bekliyorum
Zamanı geriye sarmak çok zor ama hatıralar her an yanımda
İçine girince gezince acı veriyor tıpkı kaldırımlar gibi
Pişmanlıklarınla dolu anı zamanı arıyorum
Belki içine düşmüşsündür de çıkamıyorsundur diye
Çıkmadı önüme rastlayamadım pişmanlıklar şehrine varamadım beklide
Gözlerim son uykuyu arıyor
Ama sensizde uyumak istemiyor kapatamıyor kirpiklerini
Gönlünde kaybettiğin tahtını arıyorum
Azgın sular bu gönlümden daha durgun
Her şeyi kalbime gömüyorum
Kendimi de hüsran şehrinde meçhuller mezarlığına gömüyorum
Artık adresim hüsran şehrindeki meçhuller mezarlığıdır
Arama kaderde sildim yollarını izini bulamazsın
Ben sürünerek buldum yolunu
Anlayacağın bir iz bulamazsın
Belki gazel olursa o yüreğin o kadar hafif
Üzgünlük ve pişmanlıktan kurumuş olarak
Belki rüzgâr seni o zaman savurur istemsizce
Getirir seni bahtımın gülmeyen mezarına
Hüsran şehrindeki meçhuller mezarlığına
Takılmadı ayaklarına kaldırımlar bir çalı gibi bir diken gibi batmadı ayağına
Yere düşürürken kanatmadı o bal dudaklarını
Kanatmadı o pamuk avuç içlerini
Yüreğimin kanmasına izin verdi
Beklide burada sensiz olmam gerekiyordu izin verdi
Beklide her düştüğümde gülüyordur senin gibi
Zevk alıyordur bilinmez
Bense şimdi her kaldırımda yürümüyorum ve düşmüyorum
Üşüyorum da artık ısıtmıyor güneşimde battı benimle
Yalnızlığın var mı yok mu bilmiyorum ama
Benim yalnızlığım sarsın seni buz gibi
Titre üşü ısınma artık bir ömür diyemeyeceğim
Çünkü hala mezarımda yatarken usulca geziyorsun içimde
Hissediyorum ruhum benden ayrı olsa da
Sen hala içimdesin
Eğer gelirsen sağım solum sobe
Artık birazda sen ebe ol ben saklanayım
Mehmet Aluç / Âşık Gülveren


29 Ağustos 2017 Salı

Ölüm Yazılır Arakanda Satır Katır


Mazluma sen yetiş Rabbim

 Ölüm yazılır Arakanda satır katır
Zalimi götürmek için bekliyor katır
Katır götürmez der leştir çukura yatır
Toprak kabul etmez onun her yeri bayattır
Ölüm yazılır Arakanda satır katır
Ey Müslüman al gönlünü Arakanda yatır
Ölümü değil şiiri gülümsemeyi yaz satır satır
Bitsin ya artık çektirilen bu kahır

Mehmet Aluç / Âşık Gülveren

Seher Vakti


İzin verir misin yanına gelsem
Bana candan güldüğünü görsem
Seher vakti gibi gönlüme essen
Gözlerinin içinde ben hep görünsem
Gözlerimin içinde hep seni ben görsem

Kusurlarım olursa gitmesen hep kalsan
Hatamı anlasam hep sana sarılsam
Karşına otursam gözlerinin de kalsam
Gözlerinin içinde ben hep görünsem
Gözlerimin içinde hep seni ben görsem

Bilirim bu gönlüm sensiz zinhar gülmez
Dünyalar benim olsa da bu gönlüme yetmez
Ölüme bu gönlüm seni son defa görmeden gitmez
Gözlerinin içinde ben hep görünsem
Gözlerimin içinde hep seni ben görsem

O candan bakışınla bu gönlümü sen yak
Geç karşıma sana baktığım gibi bana bak
Al aşkımla ben sen o narin koluna tak
Gözlerinin içinde ben hep görünsem
Gözlerimin içinde hep seni ben görsem

Ayrılık iline düşen bir ömür boyu gülmez
Beklese de vuslatı ayrılık iline gelmez
Ötelere gitmiştir gitmeden sana gülümsemez
Gözlerinin içinde ben hep görünsem
Gözlerimin içinde hep seni ben görsem

Âşık Gülveren’im candan seni ben severim
Seni bırakıp ben gurbet ile nasıl sensiz giderim
Sen yoksan bu yanımda elbet ben sensiz biterim
Sen varsan yanımda aşkınla bana yetersin derim
Gözlerinin içinde ben hep görünsem
Gözlerimin içinde hep seni ben görsem
Mehmet Aluç / Âşık Gülveren








Gam Kervanı İle Yürüme




Gam kervanı ile yürüme sakın kara gözlüm 
Beni bırakıp ta gitme geride bırakma ölüm
Muhabbet ilinin suyumu söyle bana çıktı
Seversen Mevla’yı beni bırakıp gitme gülüm 
Sensizlik kahırdır gözyaşı değil inan ki ölüm

Dileme gamı seç sabırla sen gönülde sevmeyi
Yoksa bir parça sevgin gülümse unut sen gitmeyi
Geç karşıma sen seyret bendeki gülümsemeyi
Seversen Mevla’yı beni bırakıp gitme gülüm 
Sensizlik kahırdır gözyaşı değil inan ki ölüm

İnsan dedikleri gönülden açan bir gül imiş
İnsan kadir kıymet bilmezse gönül bilir imiş
Gönülden gönül’e yollar bir köprü imiş
Seversen Mevla’yı beni bırakıp gitme gülüm 
Sensizlik kahırdır gözyaşı değil inan ki ölüm

Âşık Gülveren’im sen var o yâre gönül vermeye
O gülümsemez ise sen var onu candan gülümsetmeye
Nazlı yâr gülünce otur sen o güzelliği var seyretmeye
Seversen Mevla’yı beni bırakıp gitme gülüm 
Sensizlik kahırdır gözyaşı değil inan ki ölüm
 Mehmet Aluç / Âşık Gülveren

Yola Çıksak ta Varsak Nur Resule





Yola çıksak ta varsak Nur Resule
Yolları kaplasa da dikenle varırız güle
İman varsa aşılır el ele kapalı yollar
Vazgeçmeyelim bu yolda bile bile

Yağsa yollarımıza alazdan şule
İman Kur’an’la aşılır her kule
Yola çıkmalıyız bizler çok acele
Vazgeçmeyelim bu yolda bile bile

Bize yakışmaz durmak asık suratlı
Olmalıyız birazda gönülde anlayışlı
Mazlum bekler bu yolda ağlamalı
Vazgeçmeyelim bu yolda bile bile

Nur Kur’an hayatımıza düzen verecek
Ağlayanlar biz varınca elbet gülecek
Biz yardım etmesek kim bize yardım edecek
Vazgeçmeyelim bu yolda bile bile

Düşmanlar yokluğumuzda cirit atıyor
Nur Resul bize ötelerde bakıyor
Masumların ağlaması yüreğimizi yakıyor
Vazgeçmeyelim bu yolda bile bile


Nur Nebiye varmak için yola çıkmalı
Zalimlerin niyetini çok iyi anlamalı
Kardeşlik bizimdir yüreğimiz kanamamalı
Vazgeçmeyelim bu yolda bile bile

Âşık Gülveren’im hayat bu şifreli
Şifreyi Nur Kur’an Sünnet ile çözmeli
Bu hayatın sonunda ölüm var bunu bilmeli
Vazgeçmeyelim bu yolda bile bile
Mehmet Aluç / Âşık Gülveren






28 Ağustos 2017 Pazartesi

Otuz Ağustosu Biz Tarihe Böyle Yazdık




Zaferleri şanla biz tarihe böyle yazdık
Silah yoktu bu elde o alnı karışladık
İman tokadı ile suratına biz vurduk
Otuz Ağustosu biz tarihe böyle yazdık

Görmedi mi o düşman gözü şanlı akını
Al bayrağa akıttı şehidim o kanını
Geride düşündü o kalanını vatanı
Otuz Ağustosu biz tarihe böyle yazdık

Terk eder miyiz bizler bu özgür hürriyeti
Sildik süpürdük gelen o kini o nefreti
Gördük imanı ile şahadete gideni
Otuz Ağustosu biz tarihe böyle yazdık

Takılmıştı imanlar mermisiz süngülere
Varmak istiyordu ya özgür istiklaline
Dalgalanırken bayrak vatanın cennetine
Otuz Ağustosu biz tarihe böyle yazdık

Karanlık o geceye binlerce yıldız doğdu
Düşmanın nefretini iman o gece boğdu
İşte o şafak vakti hilal yeniden doğdu
Otuz Ağustosu biz tarihe böyle yazdık

Şimdi geleceği biz bu vakit’e kuralım
O şehitlerimize selama biz duralım
Anlamayanlar varsa yeniden yaşatalım
Otuz Ağustosu biz tarihe böyle yazdık

Âşık Gülveren’im der biz hepimiz neferiz
Bu vatan bayrak için ölüme biz gideriz
Bir ölürsek biz eğer binlerce diriliriz
Otuz Ağustosu biz tarihe böyle yazdık
Mehmet Aluç / Aşık Gülveren





Şiirlerim Ve Ben: İbreti Alem İçinde.

Şiirlerim Ve Ben: İbreti Alem İçinde. :       İbreti Alem İçinde   Hayat beni okudu dedi ben kendimi okudum Hayat gönülleri doku dedi ...